Bundan tam 3 yıl önceydi…
Yoğun bir günün akşamına randevulaşmıştık ve ilk söylediği şey “ blog yazmaya başlamak lazım dostum “ olmuştu.Evet evet senden bahsediyorum Dr. Atilla Oğuzhan DURGUN
Akşamın rehaveti ve içinde bulunduğum halet bu fikre hiç sıcak bakmamıştı.E-ticaret üzerine başarı örnekleriyle süslenmiş ve her saniyesi içimdeki ışığı biraz daha parlatan sohbetimiz yağmur nedeniyle erken bitmişti.
Bundan tam 3 yıl önceydi…
Geçen zaman içersinde binlerce blog okudum.Çok şaşırdığım, çok etkilendiğim,yazmak için gaza geldiğim, hüzünlendiğim,beğenmediğim hatta okumayı yarıda kestiğim yazılar oldu.Her defasında neden yazmış, ben neden yazmalıyım ve ben olsam ne yazardım diye sorguladım ama hiç yazma teşebbüsünde bulunmadım.Henüz ikna olmamıştım.
O konuşmadan tam 3 yıl sonraydı…
Ofisimi düzenlerken dosyaların, evrakların arasında kaybolmak üzereydim ve “haydi bismillah” deyip kolları sıvadım Sadece odamdaki evrakları düzenlemek,sınıflara ayırmak ve kolay ulaşılabilir hale getirmek tam 2 günümü aldı. Garip bir his vardı içimde ve tam olarak neye karşılık geldiğini öğleden sonraya kadar anlayamayacaktım.Size çok lazım olan bir şeyi kaybettiğinizde ne hissedersiniz? Tam olarak o haletteydim ve mail atmam gereken bir yazı vardı. Kimleri ilgilendireceğini düşünüp toplu olarak gönderdim ve işte o an kaybettiğim şeyi buldum.
Sadece odamdaki dosyaları düzenlemek onca vaktimi aldıysa fikirlerimi ve paylaşmak istediğim şeyleri derleyip toplamak kim bilir ne kadar zamanımı çalardı ve beni ne büyük bir telaşa sokardı. Peki mail listemdeki insanlar dışında da okumak,dinlemek isteyen kimseler olabilir miydi? Eğer öyleyse onlara ulaşmak mümkün müydü?
O konuşmadan tam 3 yıl sonraydı…ve artık mümkündü…Blog yazmaya başlayarak fikirlerimi dosyalayıp,düzenleyip arşivleyecek ve isteyen herkese ulaştırabilecektim. Çok geçerli bir sebepti ve ikna oldum..Artık Blogger’ım…
Zaten bolca konuşacağız farklı ekranların karşısında aynı sayfaya bakarak.
Hoşgeldiniz…
Gerçekten “hoş” geldiniz…