Ne yazık ki 1990-2000 kuşağının bile ömrü boyunca rahatlıkla hatırlayabileceği, yeri gelince kullanmaktan hiç çekinmeyeceği bir malzeme verdiler onların ellerine.
Hepimiz Ermeni’yiz. Hepimiz….
Çok meşakkatli ve zaman alan bir iş değil aslında, o propagandaların, eylemlerin fotoğraflarına bakarak kişi analizi yapmak. Giydikleri kıyafetten, ellerindeki pankartlara kadar her şey özenle seçilmişti. Öyle insanlar konuşuyordu ki kelimelere hakimiyeti , cümleleri ve hitap şekilleri “acaba bu adam ne diyor” diye dinletiyordu kendilerini. Çünkü onlar sözüm ona AYDIN! insanlardı.
Çok eksilere götürmeyeceğim sizi. 20 Ocak 1990 Kanlı Yanvar Faciası ve 26 Şubat 1992 Hocalı Katliamı.
Muhakkak hepiniz biliyorsunuzdur ! o tarihlerde neler olduğunu ama kısacık anlatmak istiyorum.
Mihail Gorbaçov ve Sovyet yönetimi güya Bakü’yü aşırı milliyetçilerin saldırılarından korumak bahanesi ile ülkeye girip insanları tankların altında ezmişlerdi. Sadece birkaç gün içinde 150’ye yakın insan hunharca öldürülmüştü ve 700’den fazla yaralı vardı. Özellikle yakın mesafeden her bir insana 20-50 mermi isabet edecek şekilde saldırmışlar ve akıl almaz bir gaddarlık sergilemişlerdi. Hastane ve ambulansları kurşunlayıp doktorları öldürmüşlerdi ve 20 Ocak 1990’daki bu olay tarihin kanlı sayfalarına Yanvar Faciası olarak yerini almıştı.
26 Şubat 1992 günü Ermeniler Yukarı Karabağ’ın Hocalı şehrinde akıllara durgunluk verecek bir katliam yapmışlardı.500 yaralı vardı ve ölen 613 kişinin 100’e yakını çocuktu ve tamamı Ahıska ve Azeri Türkleriydi. İnsanların bağırsaklarını çıkartıp yakınlarına yediriyor, canlı canlı yakıyor, tüfek dipçikleriyle kafalarını parçalıyorlardı. Rusların desteklediği Ermeni askerleri kendi aralarında iddaalara giriyorlardı ve “ Kız mı, Oğlan mı?” diye sorduktan sonra hamile kadınların önce karınlarını yarıp bebeklerini dışarı çıkartıyor sonra göğüslerini kesip çocukların yanına koyuyorlardı. Sadece Türk oldukları için bunlara maruz kaldılar ve tarih böyle bir katliamı hiç görmedi.
19.10.2011 Çukurca’da 8 ayrı PKK grubu saldırdı ve 24 askerimiz şehit oldu, 18 tane de gazimiz vardı. Bu konuda daha fazla yazmanın anlamı yok, yüreğimizdeki yarası bile henüz kabuk bağlamamışken…
Be heeeey AYDINLAR…! Ne diye çıkıp, sokakları hınca hınç doldurup
-Hepimiz Türk’üz
-Hepimiz Azeri’yiz
diye bağırmadınız? Niye yüreği kızgın yağlarda yanan küçük bir grup dışında kimsenin sesi çıkmadı? Ülkemizde AYDIN olmanın gereklerine uymayan sebepler miydi bunlar ? Devlete ve onun bütünlüğüne, bayrağa ve Türklüğe dokunan konularda konuşan, yorum yapan ve gürültü çıkartanlar AYDIN sayılmıyor mu yoksa? İlla Avrupa’ya özenti, vatan haini, şeriatçı ya da PKK sempatizanı mı olmak lazım AYDIN olmak için. İlla milyonları sokağa döküp hep bir ağızdan bağırmaları için bir Ermeni’nin, bir Rum’un mu ölmesi lazım? Öldürülen 100’lerce Türk vatandaşı için boğaz patlatmaya mı değmez yoksa piyonu olduğunuz Siyonist güçler mi çok kızar size?
Siz benim bayrağıma, devletime, milli duygularıma, Türklüğüme, maneviyatıma sövün, sonra toplanıp meydanlarda çığırtkanlık yapın, bende sizi güzel ülkemin güzel AYDINLARI diye anayım!!!
Aydınlık nasıl mı olur? Dinleyin ve kırın kalemlerinizi, bize bırakmayın o işi…
“Biz”ci bir sistemin bunca zulmü karşısında “öteki” olmak onurlu bir duruştur. Bu sistem “biz”cilerinse, ben öbürüyüm, ötekiyim yani. “Biz” buysa, ben “öteki”yim. “Biz” beyaz ise, ben “siyahım” ötekiyim yani. “Biz” her zaman “en iyi” ise, ben “en kötü” bir ötekiyim. “Biz” batı ise, ben “Doğuyum” ötekiyim yani. “Biz”den olmak, koyun sürüsünden biri olmaksa, ben bu sürü içinde tersine giden “inatçı bir keçiyim” ötekiyim yani. Kimliklerin bu kadar horlandığı, inkar edildiği bir yerde, Türk’üm , Kürt’üm,biraz Ermeni’lik biraz da Rumluk var bende.