Hazımsızlık, midede yanma, gastrit vs. gibi mide problemlerinin ilk sebeplerinden biridir yeterince çiğnemeden yutmak. Uzmanlar (ki onların kim olduğunu hep merak etmişimdir, bnkz. “uzmanlardan alınan bilgiye göre”..hangi uzman,nerde bu, ne uzmanı vs. vs.) yiyecekleri yutmadan önce minimum 20-30 kere çiğnemek gerektiğini vurguluyorlarmış.
Hayatım boyunca kaç kere duydum ve daha kaç defa söyleyecekler bilmiyorum ama benim soframdan hiç eksik olmaz şu cümle; yavaş yeeee..!
Hal böyle olunca en fazla 10 defa çiğnemeden yutuyorum ve sonrasın mide ağrısı, şişkinlik…
Yutmadan önce çiğnemek neyse konuşmadan önce düşünmek odur.
Konuşmadan önce kaç kere düşündüğümü düşündüm. Korkunç !
Dil’in ne kadar büyük bir nimet olduğunu anlamak için onu ne kadar hor kulladığımı düşünmem lazımmış meğer. Etkili iletişim teknikleri, hipnotik dil kalıpları gibi hayati konuları okudukça, öğrendikçe daha az konuşası geliyor insanın. Lafını, kelamını kıskanır oluyor.
Midenin hazımsızlığını geçirmek kolay. Hatta özel bir çaba sarfetmeksizin geçiyor zamanla. Peki düşünmeden konuşarak kendi benliğimize ve muhatabın zihnine, duygularına verdiğimiz hazımsızlık ?
Bu güne kadar iyi sabretmişiz birbirimize. O pervasızca tüketilen kelimeler, ard arda sıraladığımız cümleler kim bilir ne büyük sıkıntılar vermiştir ruhumuza, acısını sonradan çekeceğimiz.
Lağv diye bir kelime var Arapça’da. Faydası olmayan boş ve anlamsız sözler,fiiller demektir. Üzerinde biraz araştırma yapacak olsanız eminim önümüzdeki bir haftayı hiç konuşmadan geçirmek isteyeceksiniz.
Çok ucuz konuşuyor ama çoğu zaman bunun bedelini pahalı ödüyoruz. Konuşmak ile konuşmayı bilmek arasında çok fark var. Bunun ayrımını yaparken aklımıza “ağzı olan konuşuyor” deyimini getirsek herhalde daha hızlı yol alırız. Daha bir yaşımıza yeni girdiğimiz dönemlerde anne babayı taklit ederek öğreniyoruz ve ilerleyen zamanlarda hayatımıza yön vermede ki en etkili silahımız oluyor.
Bu zamana kadar öyle ya da böyle geldik. Bundan sonrası için CİDDİ BİR ÇAĞRIDIR bu ;
Konuştukça batmamak için hangi konuda ne konuşacağımızı bilerek, düşünerek, bilmediğimiz konuda konuşmayarak , ağzımızdan çıkanı kulağımız duyarak, bizi neden dinlediklerini bilerek, konunun dışına çıkmadan, boş ve anlamsız şeylerden bahsedip enerjimizi ve zamanımızı boşa harcamadan, her söylediğimizi düşünüp her düşündüğümüzü söylemeden konuşarak yeni bir akım yaratmak..
Bu bağlamda bu akıma ayak uyduracak aklı selim, prezentabl ekip arkadaşlarına ihtiyacım var?
Çağrıya ayak uyduramayan diğerleri mi? Boş verin gitsin…
Sana senden olur, her ne olursa, başın selamet bulur, dilin durursa
Göz iki, kulak iki, ağız tek, çok görüp, çok dinleyip, az söylemek gerek
o kadar haklı sözler sarfetmişsin ki;hayran kalmamak,hak vermemek elde değil.eline yüreğine sağlık.